Gazete Okuyamayanlardan Mısınız?

Gazete okumak ile okuyamamak arasında kalanlardan mısınız?

—EVET—-

Yıllar önce – böyle deyince yanlış anlamayın henüz 60′ lara ermiş bir insan değilim- en büyük zevkim hafta sonları bir kaç tane gazete olup bütün öğleden sonrayı bu gazetelere ayırmaktı. Okudukça dünyadan haberdar olmak hoşuma gidiyordu, bir şeyler, öğrenmek, öğrendikçe kendimi güzel hissettiriyordu.

Sonra ne oldu;

Evvela internet gazeteciliği başladı, ki bu basılı medya işini neredeyse bitirdi. Artık günün her saati “haberdar” olma sendromu oluştu bizde, önce dünyadan sonra insanlardan. İnternet haberciliğine olan nefretimi az sonra açıklayacağım ancak bir de medyanın sistemli olarak bitirilmesi hadisesi var ki, bunu yapan iktidarmış gibi görünse de altında yatan gerçek; her yolun sonundaki duvar gibi paradır efendim. Gözünü para bürüyen medya patronları aman salla bu koyun halk haber alsa ne olur almasa ne olur deyip sadece rağbet gören haberleri yapmaya başladılar, gerçekleri elediler, gazeteleri bulvara çevirdiler..

Olan bize oldu, gazeteler artık cam silmek için, mangal yapmak için kullanılan kağıt parçaları oldu. Hatta ülkenin hiç okunmayan gazetesi bedava dağıtımlar yüzünden tiraj şampiyonu oldu.

Şimdi kimse çıkıp da aa ben falanca gazeteyi okuyorum demesin, yalan.. Bir gazeteyi okuma 15 dk bile sürmüyorsa bu külliyen yalan.

Basın, gelişmiş ülkelerde siyaset dışında olup da sonuna kadar muhalefet olan yegane organdır. Bizim zaten meclis içinde bir muhalefetimiz 10 yıldır yoktu ama artık meclis dışında, halkın da bir muhalefeti yok maalesef.

Bir de yeni moda internet haberciliğinin beni ciddi rahatsız eden bir yanı var;

Nasıl ki, şöyle ki; efendim geçen yıl başıydı, ocağın 2 si sanırım, ofise gelince açtım büyük gazetelerden birinin internet sitesini, ana sayfada bir büyük haber, resimli.. Haber manşeti “Piyango 5 kişinin katiline vurdu” resimde de bir adam elleri kelepçeli, yanında 2 jandarma.. Neyse nasıl lan dedim açtım haberin içini meğerse bir ceza indirimi yasasından bahsediliyormuş piyango benzetmesiyle. Ama sonraki 2 ay insanlar hep aynı şeyi konuştu,” büyük ikramiye katile çıkmış.”

Yani ne demek oluyor bu, insanlar internet gazetelerinin sadece manşetlerini okuyor, bunu bilen gazeteciler de çekici olsun diye böyle uydurmasyon başlıklar atıyorlar ki millet salak kansın.

Bir de tabi böyle flaş diye görünen haberlerin içine giriyorsun, 1 cümle haber yazılmış. Bu da internet haberciliğinin twitter kaynaklı uydurmasyon haberleri hiç bir süzgeçten geçirmeden hiç bir kaynağa doğrulatmadan, diğer gazeteleri atlamak amacıyla koşa koşa verdiği haber.. E olsun, ne olur, ya doğruysa, öne geçelim de.. Yalansa sileriz olur biter..

Halkın zaten ne umrundaki yalan haber umrunda olsun.

Ya da biz anlaşalım kendi aramızda bu haberi yayınlamayalım, nasılsa biz yayınlamazsak kimse bilmez, kimse bilmeyince büyüklerimiz bizi çok sever.. Bknz: Odtü çatışma hadisesi..

İşte tam da bu safsatalar ve karmaşalar içinde twitter aslında kendi kendimize haber yapma, haber alma özgürlüğümüz değil mi? Hiç bir gazete Odtü’ deki olaylardan bahsetmezken, twitter yıkılıyordu. Demek ki bizim artık yazılı medyaya, yıllık milyon dolar ücret alıp onun bunun yalakalığını yapacak köşe minderi, köşe yazarlarına ihtiyacımız yok.

Biz artık twitterdan – çoğunluğu doğrulanma ihtiyacı duysa da – haber alabiliyor, haber verebiliyoruz.. Bloglarımızda özgür düşüncelerimizi, para tesiri altında kalmadan yazabiliyoruz, istediğimiz blogları okuyabiliyoruz.

Demek ki bizim artık bir kısım medyanın yapacağı uydurmasyon haberlere ihtiyacımız yok itibarımız kalmadığı gibi.

Demek ki, yıllar önce gazeteci olmak istemem boşaymış.. Ben zaten hayatımın her dakikası haber yapabilirim bundan gayrı..

Bu arada yeni bir cep telefonu uygulaması, bir sosyal ağ deneyi de, bireysel haberciliği bir adım öteye taşıyor şu sıralar

Uygulamanın adı Hood Cast, apple marketten bedava olarak indirilebiliyor ve size o anda gördüğünüz bir olayın, fotoğrafı ile haberini yapmanıza imkan veriyor. http://hoodcast.com/

Madem birileri bizim için haber yapmaktan vazgeçti, onurlu, idealist gazeteciler şimdi evlerinde oturup sabah yürüyüşlerine sahile gidiyorlar ya hut demir ranzada sabahı sabah ediyorlar, öyleyse sıra kendi haberimizi kendimiz yapmakta, kendi kendimizi haberdar etmekte..

O zaman yaşasın haber alma ve verme özgürlüğümüz.

Yaşasın özgür medya..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir