İç Sesini Bastırmayı Deneme

Oscar Wilde aslında tek cümleyle açıklamış anlatmak istediğimi “ insanlarin yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar”… Yeri geldiğinde ben de dahil olmak üzere bir çoğumuz, günü kurtarıp, varolmakla yetinip, kendi ağırlığımız altında eziliyoruz. Sorunlarımızı ve çözümlerini sürekli erteleyerek hem de..

Değiştiremeyeceğimiz gerçekleri oldukları gibi kabul etmek, bu değişmezliklerden kendimize yeni bir yaşam sevinci, heyecan yaratmak da cesaret ister. Düşünsenize imkansızlıklar ve korkular yüzünden yaşayamadığımız bir hayatı taşımaya çalışmanın bizi ne kadar yorduğunu..

Kendimize mazeretler uydurup akıp giden hayata arkamızı dönerek, etrafımıza başka insanların aşamayacağı duvarlar örerek, gizliden gizliye yok olma çabaları içine girmek neden ? Korktukça kendimize acımaya, kendimize acıdıkça zavallılaşmaya başlamaz mıyız ? Bu durumda bir girdap gibi içine çekmez mi bizi “güçsüzlük”.. Bunu kader olarak adlandırıp, değiştirilemez bir gerçek olarak görüp, alnımıza yazılmış bir yazı olarak kabul etmek daha mı kolay değiştirmeye çalışmaktan ?

Yaşamak cesaret ister, bu yüzden insanların çok azı yaşar, çoğunluğu sadece nefes alır. Kendi adıma konuşacak olursam, hayata doğru atacağım her adımda “ ya sonra ” sorusu düşer aklıma.. Mutlu olduğumda sonrasını düşünürüm, aşık olduğumda aynı soru aklımı kurcalar.. Öfkelerim, dostluklarım, baş kaldırılarım, aşklarım hep aynı soruyu sürükleyip durur peşlerinden “ ya sonra ”….

Duygularımızın, yaşayacaklarımızın sonrasından korkarak çekmiyor muyuz aslında en büyük acıyı.. Kendi gerçeklerimiz, kendi doğrularımız değil mi bizi böylesine ürküten, yaşamaktan alıkoyan..

Yazar: dilaratoker

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir