Süleyman Astsubay ve Aylanın gerçek hikayesi.

Ekim’de beyaz perdeye taşınacak “Ayla” filmi kahraman Türk askerinin Kore’de verdiği insanlık derslerinden bir tanesini konu alıyor. Filmin konusu gerçek bir hikaye olup cephe gerisinde bulduğu yetim bir Koreli kızı himayesi altına alan Astsubay Süleyman’ın başından geçenleri anlatmakta. Ben de sizlere bu duygusal olayın ufak bir hikayesini derledim. İyi okumalar

II. Dünya Savaşından sonra Japonya’dan aldıkları bölgeyi aralarında paylaşan Sovyet-Çin ve ABD-İngiltere ikililerinin etkisiyle Kore’de iki ayrı hükümet oluşmuş ve durum uluslararası bir boyut kazanmıştır. Birleşmiş Milletler’in yardım çağrısıyla Türkiye resmi olarak savaşa katılır.

 

Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 5090 kişilik 1. Türk Tugayı, İskenderun limanından hareket ederek öncü takım Pusan limanına ulaşır. Birleşmiş Milletler ordularına iştirak ettikten sonra 10 Kasım’da Taeg’dan hareket ederek 21 Kasım’da Kunuri’ye vardı ve Amerikan 9. Kolordusu’nun sağ kanadında konuşlandırılır. Türk askeri daha sonra burada Çinlileri püskürtüp ünlü Kunuri destanına imza atar.

 

Mücadelesi boyunca birçok masuma yardım eli uzatan Türk askeri bulunduğu bölgelerden biri olan Suwan’da Ankara Okulu’nu açıp yetimlere Türkçe, İngilizce ve Korece eğitim vermiştir. Daha sonra okulun bulunduğu bölgede bir parka “Ankara Okulu Parkı”, yola da “Ankara” adı verilmiştir.

İşte bu kahraman askerlerden biri olan Astsubay Süleyman Dilbirliği yanında iki arkadaşıyla cephe gerisinde gezerken -40 dereceyi bulan Kore soğuğunda ölmek üzere olan küçücük bir kız çocuğuna rastladı, ne annesi vardı ortalıkta ne de babası. Astsubay Süleyman’ın ilk işi kızı yıkayıp bit dolu saçlarını kısacık kesmek olmuş, kız yanından bir kez olsun ayrılmıyor o olaydan sonra tabii. Yüzü ay parçasına benzediği için ona Ayla ismini vermiş.

 

 

Artık Ayla Türk askerine Türk askeri de Ayla’ya alışmıştır ve birliğin maskotu haline gelmiştir. Astsubay Süleyman ona 1 yılda Türkçe’yi söktürür bu sırada, tercüme bile yapar Ayla. Artık babası olmuştur Süleyman onun.

 

 

Ancak bir buçuk yıl boyunca birbirinden ayrılmayan küçük Ayla ve Astsubay Süleyman’ın ayrılma vakti gelmiştir. Yasalardan dolayı ne yapsa da onu yanında götüremez Süleyman, maalesef 60 yıl boyunca birbirlerini göremeyeceklerdir. Süleyman gittikten sonra Ayla Ankara Okulu’na yerleştirilir ve eğitimini orada görür. Ayla bir kez daha ailesini kaybeder o gün.

 

 

Aradan 60 yıl geçer. Astsubay Süleyman 85 yaşına geldiğinde aylanın nerede olduğunu, yaşayıp yaşamadığını öğrenmek istemektedir. Bunun Türk Kore Savaşı Gazileri Derneğine, bir umut diyerek adımını atıyor. Elindeki tüm fotoğrafları yanında getiriyor. Tek bildiği ise ona Ayla ismini verdiği.

 

 

Aylanın yerleştirildiği okul olan Ankara okulu başka bir okul ile birleştirilmiş ve öğrencilerin kayıtları bu okulda bulunmaktadır. Kaderin cilvesi bu okulda yangın çıkmış ve bazı öğrencilerin kayıtları yanmıştır. Ayla’nın kayıdı da yanan kayıtlar arasındadır.

 

 

Bunun üzerine umut kesilmiyor ve kayıtları sağlam kalanlarla tek tek ulaşılmaya çalışılmakta, Ayla hakkında bilgi alınmaya çalışılmaktadır. Ama kimse Ayla’nın şu an nerede olduğu hakkında bilgi sahibi değildir. Ta ki Choi Dongnam’a ulaşılana dek. Kendisi Ayla’yı hatırlamakta ve mezun olduktan sonra ablasıyla iletişimde kalmaya devam ettiğini belirtmektedir.

 

 

Ve sonunda güzel haber gelir ve bu iletişim sayesinde Ayla bulunur. Artık ismi “Kim Eunja”dır. Bir çocuk yuvasında çalışıyordur.

 

 

Haber Kore televizyonununda ilgisini çeker ve konuyla ilgilenmeye başlarlar. Bir gün Ayla’nın kapısını çalarlar ve Süleyman’ın fotoğrafını gösterirler. Fotoğrafları gördüğü an Ayla hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. O da Süleyman’ı bulmaya çalışmış ama bırakın bilgiyi, elinde fotoğraf bile yokmuş.

 

 

Bu olay sonrası Süleyman Kore hükümetinin aracılığıyla beraberinde eşi ve 30 Türk Kore gazisi ülkeye davet edilir.

 

Artık buluşma günü gelir. İkisi de çok heycanlıdır.

 

 

Ankara okulu yıkıldıktan sonra yerine yapılan Ankara Parkında yani 60 yıl önce Süleyman’ın Ayla’yı bırakmak zorunda kaldığı yerde buluşma gerçekleşiyor.

 

 

 

Ayla 60 yaşını geçkin olmasına rağmen sonunda gurur duyabileceği anne babasını buldu. Süleyman ve Ayla ile sevginin zamanla veya uzaklıkla eksilmediğini bir kez daha anlıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

Yazar: dilaratoker

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir